Hamlet Meddah Olursa

İstanbul Devlet Tiyatroları cesurca bir adım atarak klasikler arasındaki Hamlet’i Bülent Emin Yarar’ın oynadığı tek kişilik bir oyun yorumuyla sahneledi. Oyunun tek kişilik güçlü kadrosu ve yeni yorumu seyirciye muazzam bir deneyim sunuyor.

Bazı oyunlar vardır ki salona girdiğiniz anda çektiğiniz bütün çileyi unutur ve oyunun sonunda kullanacağınız övgü sözcüklerine odaklanırsınız. İşte DT’nin Hamlet’i de öyle bir oyun.”

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyunlarının müdavimleri, çok tutulan oyunlara bilet bulmanın zorluğunu bilirler. Özellikle toplu bilet alacaksanız bilet almak başlı başına bir işkenceye dönüşür. Haliyle harcanan bu çaba, oyuna yönelik eleştirilerin şekillenmesini de oldukça etkiler. Ancak bazı oyunlar vardır ki salona girdiğiniz anda çektiğiniz bütün çileyi unutur ve oyunun sonunda kullanacağınız övgü sözcüklerine odaklanırsınız. İşte DT’nin Hamlet’i de öyle bir oyun. Kapıdan girip sahnede ilk bakışta ne olduğu anlaşılmayan tektaş kutusunu gördüğünüzde sıradışı bir oyuna şahitlik edeceğinizi anlıyorsunuz.

Hamlet, Shakespeare’in 1599-1601 yılları arasında yazdığı tahmin edilen ancak otoritelerin henüz kesin karara varamadığı, aldığı kadar entrika yettiği kadar dram içeren en uzun oyunu. Derinlikli karakterleri ve hayata dair sorduğu can alıcı soruları ile yazıldığı günden bu yana başta edebiyatçılar olmak üzere birçok farklı alandan insanın saatlerce mesai harcadığı başyapıt. Danimarka’da geçen oyun, Prens Hamlet’in kral olan babasını öldürüp tahta geçmesinin ardından annesi Gertrude ile evlenen amcası Claudius’tan intikam almasını konu alır. Hamlet, annesinin daha babasının ölüsü soğumadan amcası ile evlenmesinin şokunu atlatamadan babasının hayaleti tarafından ziyaret edilir. Hayalet, Claudius’un uykusu esnasında kulağından aşağı zehir dökerek kendisini öldürdüğünü iddia eder ve oğlu Hamlet’ten şu sözlerle intikamını almasını ister:

Kanın coşkun akıyorsa eğer damarlarından,
Boyun eğme olup bitenlere!
İzin verme Danimarka tahtının
Lânetli bir haram döşeği olmasına!
(IP, 2S)

Hamlet o andan itibaren amcasının dikkatini üzerinden çekmek için yarı-deli bir hale bürünür ve Hayalet’in sözlerinin gerçekliğini araştırmaya koyulur. Bu minvalde bir oyuncu topluluğuyla anlaşır ve sarayda babasının ölümüne benzer bir sahnenin canlandırıldığı bir oyun tertip eder. Buradaki asıl amacı oyun esnasında amcasının tepkilerini gözlemleyip katilin gerçekten o olup olmadığını anlamaktır. Tam olarak kralın öldürüldüğü sahne oynanırken Claudius sinirlenir ve salonu terk eder böylece Hamlet katilin o olduğuna emin olur. Bu sahnenin diğer bir önemli yanı Shakespeare’in, Hamlet’in ağzından oyunculuğa dair söyledikleridir. Hamlet, kendi yazdığı oyunda yer alacak oyuncuları hareketlerinde aşırıya kaçmamaları ve gerçeklikten kopmamaları konusunda şu şekilde uyarır:

– Verdiğim parçayı, ne olur, dediğim gibi, rahat, özentisiz söyle. Çünkü birçok oyuncular gibi söz parlatmaya kalkacaksan, mısralarımı şehrin tellâlına okuturum daha iyi. Elini kolunu da havalara savurma öyle; ölçüsünde, tadında bırak her şeyi. Duyduğun coşkunluk bir sel, bir fırtına, bir kasırga gibi de olsa, onu dindirecek bir hava bulmalı, buldurmalısın.
(IIIP, LS)

Hamlet ve kralın tacı.

Hamlet’in son nefesini vermeden hemen önce Claudius’u öldürmesiyle sona eren oyun, yukarıda betimleyeme çalıştıklarıma benzer daha bir çok güçlü sahne barındıyor, maalesef hepsinden burada bahsetme şansım yok. Tüm bunlara ek olarak, Hamlet’in Gertrude, Claudius ve aşığı Ophelia ile arasındaki kaotik ilişki kesinlikle okunmaya ve görülmeye değer. Oyun ayrıca Hamlet’in kendine, kadere ve insan ilişkilerine dair yaptığı sorgulamalardan oluşan onlarca monolog barındırıyor. Zaten tek bir oyuncu ile canlandırılabilmesi Hamlet’in oyun boyunca devam eden yarı-deli tavrı ve bu monologlar sayesinde mümkün olmuş.

Gelelim DT’nin oyununa, yani ne olmuş olabilir? Bu oyun bizlere farklı olarak ne sunmuş olabilir ki iki paragraf ne kadar iyi olduğunu betimlemeye harcanmış olabilir? Sonuçta bahsettiğimiz oyun Hamlet, Shakespeare’in yüzlerce farklı ekip tarafından yüzlerce farklı şekilde yorumlanmış klasiği. Ancak DT’nin çatısı altında Işıl Kasapoğlu’nun rejisörlüğü, Bülent Emin Yarar’ın oyunculuğu ve Sabahattin Eyüboğlu’nun çevirisi birleşince, ortaya bir buçuk saat süren bir şaheser çıkmış. Ana dekoru oluşturan tektaş kutusunun açılmasıyla birlikte Bülent Emin Yarar, yukarıda da değindiğim gibi Hamlet’in yarı-deli tavrından faydalanarak, Gertrude, Claudius, Ophelia, Horatio gibi karakterler arasında bir meddah gibi dans etmeye başlıyor. Bunu o kadar başarılı bir şekilde yapıyor ki bir buçuk saat süren bu tek oyunculu oyundan çıktığınızda kafanızda bütün karakterlerin ayrı ayrı yer aldığını fark ediyorsunuz. Bu arada, Bülent Emin Yarar gerçekten tektaş kutusunun içerisinden çıkıyor. Oyun o kutunun içerisinde ve onun sınırlarına tabi bir şekilde oynanıyor. Gertrude ve Claudius’un evliliğinin bütün bu dramın ana kaynaklarından biri olduğu düşünüldüğünde, tektaş kutusu oldukça manidar bir anlam kazanıyor.

Hamlet: Bir bıçak saplayıp kurtulmak varken, Kim ister bütün bunlara katlanmak

Dekor oldukça sade, ancak o kadar akıllıca hazırlanmış ki hem oyunla alakalı gerekli mesajları vermek için işlevsel hem de hikayeyi anlatabilmek için oyuncunun ihtiyaç duyabileceği her şeyi içinde barındırıyor. Örneğin deniz yolculuğunu anlatmak için mavi bir kumaş ve kutunun tabanından aşağıya açılan bir kapak yeterli olurken, aynı mekan mezarlık sahnesinde Yorik’in kafatasına ev sahipliği yapıyor. Bu dekora bir de başarılı bir orkestra performansı eklenince, tektaş kutusunun içerisindeki dünyaya dalıp gidiyorsunuz. O dünyaya dışarıdan hadsizce dahil olan her şey büyük bir rahatsızlık uyandırıyor. O yüzden bütün salon dikkatle nefes alıp veriyor. Kutu kapanıp oyun bittiğinde hipnozdan çıkmış gibi oluyorsunuz. Vücutlara bir rahatlama geliyor ve tekrar açılan kutunun içinden çıkan oyuncuyu ayakta elleriniz acıyana kadar alkışlamaya hazır hale geliyorsunuz.

Bu dekora bir de başarılı bir orkestra performansı eklenince, tektaş kutusunun içerisindeki dünyaya dalıp gidiyorsunuz. O dünyaya dışarıdan hadsizce dahil olan her şey büyük bir rahatsızlık uyandırıyor.”

 

Kaynakça:

Shakespeare, William. (2019). Hamlet. (Çev. S. Eyüboğlu). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

DEVTİYATRO

Yorum Yap

E-mail adresiniz paylaşılmayacaktır.